Annelere Yol Gösterici Kitaplar

0 346

Bağırmayan Anneler – Hatice Kübra Tongar

Anneniz Size Bağırıp Döver Miydi?
Benim küçüklüğümde çocukları dövmek, hakaret etmek, bağırmak ‘normal’ kabul edilen bir ebeveynlik davranışıydı. Aileler çocuklarına bu davranışlarda bulunduklarında, şimdinin annelerinin yaşadığı pişmanlık, vicdan azabı ya da hatayı telafi etmek gibi duygular yaşamazlardı. Çünkü o dönem ‘kızını dövmeyen dizini döver’, ‘dayak cennetten çıkmadır’ dönemiydi. Öyle öğrenmişlerdi. Çocuk hata yaptığında ceza verilmeliydi, hatta ceza ne kadar büyük olursa o kadar iyiydi. Mesela çocuğu dövmek demek, ‘bak bu davranışın çok yanlış, o kadar ki seni dövüyorum, canını yakıyorum ki bir daha yapmayasın’ demekti.
İşin ironik kısmı, geçmişe dönüp baktığımızda annelerin ya da babaların bizleri dövdüğü, bağırıp çağırdığı, aşağılanmış hissettirdiği anları gözlerimiz dolarak hatırlıyor olmamıza rağmen, neden yaptıklarını –yani vermek istedikleri dersi- hatırlamıyor olmamız. Eminim sizler de belli şeyler hissediyorsunuzdur: Ebeveynin vermek istediği ders unutuldu gitti. Geriye sadece yenilen dayakların ve işitilen azarların soğuk anıları kaldı.
İşte bu kitap tam da bunun için yazıldı. Evlatlarımız yıllar sonra geriye dönüp baktıklarında yanaklarına atılmış bir tokadın soğukluğundan çok, yüreklerine dokunan bir annenin sıcaklığını hissetsinler diye…
O zaman gelin hep birlikte; Niyet Ettik Niyet Eyledik Bağırmayan Anneliğe…


Cezasız Eğitim – Adem Güneş

Birçok yetişkin cezasız çocuk eğitimi olamayacağına inanır…
Çocuğun neyin doğru, neyin yanlış olduğunu öğrenebilmesi için ceza ve mükâfatın iyi bir eğitim yöntemi olduğunu düşünür.
“Ceza kötü bir şey olsaydı, çocukken cezalandırılan bizler de kötü insanlar olurduk” der.
Ceza insanı kötü biri yapmaz belki… Ama hiperaktif yapar… Şımarık yapar… Yılışıklaştırır… Öfkeli hale getirir… Eşi ile bağ kuramaz, çocuğu ile oynayamaz biri yapar…
Ceza bir eğitim aracı değil, bir aşağılama davranışıdır… Çocuk aşağılanarak değil, ancak değerlilik hissiyle kişiliğini geliştirir…
Pedagog Adem Güneş, Cezasız Eğitim’de çocukluktan yetişkinliğe kişilik gelişimini inceliyor. Baskı, zorlama ve cezanın çocuğun kişiliğine nasıl yansıdığını gözler önüne seriyor.

Cezasız Eğitim, çocuk eğitimine bakış açınızı kökten değiştirecek bir eser…


Oyuncu Anne – Şermin Yaşar

Ah be annesi, Çocuğunu al spora götür, oradan çık baleye git, oradan çık tenise, dönüşte oyuncakçıya uğra, alabildiğini al, çeşit çeşit oyun gruplarına üye ol, odasına pahalı oyuncakları yığ, eve gelince aç televizyonu sen de elinde cep telefonun yanında otur. Aaaa noldu, o kadar koşturdun ama çocuğun yine mi mutsuz? Ev işleri, hayat telaşı, o kurs bu kurs derken büyüyüverdi çocuklar değil mi? Gel, gerçek nitelikli zamanın peşinde ol ve onunla oyna. Yeterince yaratıcı değilim ve ne yapacağımı bilmiyorum diyorsan, senin için yüzlerce oyun fikri paylaştım. Hepsi çok kolay, çok eğlenceli ve verimli. Hepsi üç çocukla bizzat denendi. Hadi sıva kollarını, birlikte mutlu çocuklar büyüteceğiz… Eğer siz de Şermin Çarkacı gibi düşünüyorsanız yani çocuğunuzla güzel ve verimli zaman geçirmenin tek yolunun şu yukarıda sayılanlar olmadığına inanıyorsanız, işte bu kitap tam size göre… Buza saklanmış penguenleri, bulgurdan yapılmış çölleri ve mavi çarşaftan denizleri çocuğunuzla paylaşmak istiyorsanız Oyuncu Anne ile tanışmanın tam zamanı… Oyuncu Anne kitabının gelirleri Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı’na bağışlanmaktadır.


Emiyor Mu? – Hande Birsay

MÜKEMMEL ANNELİK BENİ TEĞET GEÇTİ
“Nasıl doğdu?”
“Normal doğurdun değil mi?”
“Niye ağlıyor?”
“Bu çocuk aç.”
“Kucağa alıştırmışsın.”
“Ben hamileyken 2 kilo almıştım, emzirirken 32 kilo verdim.”
“Sen daha dur, bunlar iyi günlerin.”
“Saçını kestir, erkek çocuk uzun saçlı olmaz.”
Ve hemen her yeni annenin duyduğu o meşhur soru: “Emiyor mu?”
Anneliğimin ilk zamanlarında kendimle ve kitaplardan okuyup da “Böyle bir anne olacağım” diye yemin ettiğim, ancak çok kısa sürede tarumar olan mükemmel annelik hayallerimle savaştığım yetmiyormuş gibi bir de yeni anne dedektörleriyle savaştım; bu topraklarda doğuran tüm analar gibi.
Sonra bunlardan rahatsız olmamaya, hatta kendi üzerimizde kurduğumuz ve farklı biçimlerde karşımıza çıkan tüm bu baskılarla eğlenmeye; başta kendime, tüm büyük konuştuklarıma, hepsine #hihieved demeye başladım.
Annelik deneyimimde hiçbir şey, herkesin her şeyi bildiği ve anlattığı gibi olmadı.
Mükemmel annelik beni teğet geçti.
İyi ki de geçti.


Geliştiren Anne Baba – Doğan Cüceloğlu

Çocuğunuz bir kez çocukluk yaşayacak; bu dönemi onunla doya doya yaşayın.

Bir anne, bana yolladığı mektupta şöyle diyor: “Çok yorgun ve sorumlulukların altında ezilmiş hissediyorum. Annem kendi dönemlerinde böyle bir yılgınlık hissetmediklerini, bu kadar sabırsız ve öfkeli olmadıklarını, bizi seyrederken bile yorulduğunu söylüyor.”
Bir başkası da şöyle yazmış: “Otuz yaşında yaklaşık 4,5 ay sonra baba olacak bir baba adayıyım. Bugüne kadar geçen süre içinde baba olacağım düşüncesi üzerinde çok durmadığım için birçok şeyin farkında değildim. Ancak bugün bu düşünce üzerinde ilk adımımı attım ve daha ilk adımımda büyük bir eksik ile yola çıktığımı fark ettim. Bu sanki kutuplara keşfe giden kâşifin yanında soğuktan koruyucu kıyafetlerini almaması gibi bir hisse benziyor.”
Yetişen her yeni kuşakla birlikte, onları yetiştiren anne ve babalardan da beklentiler artıyor. Toplumun gelişmesi için öncelikle ailede demokratik bir yapı kurulması şart.  Bunun yolu da, anne ve babaların geçmişten gelen korku kültürü kalıplarından kurtulmaları ve onur eşitliğine inanan sağlıklı gelişmiş bireyler yetiştirmeleri…
Geliştiren Anne-Baba olmak için kendinizi ve çocuğunuzu tanımanız, beklentilerinizi, niyetinizi keşfetmeniz; değerlerinizi ve aile ilişkinizi sağlıklı tutmanız önemli. Bilen, anlayan, seven gözlerle yaşama bakmak kendi elinizde…
Güler yüzlü, sakin, güvenen, hayata, ailesine şükür duygusu içinde bakan bir anne, bir baba olmak çocuklarınıza verebileceğiniz en büyük armağandır. Çocuklar böyle bir armağanı hak ediyorlar.


Korkma sen iyi bir annesin! – Saniye Bencik Kangal

 

Kim şu en iyi anne dediğimiz kişi? 

Bebeğini hiç ağlatmayan mı? 
Çocuğu yemek seçmeyen anne mi en mükemmel, sabaha kadar deliksiz uyuyan mı? 
Buldum! Çocuğunu tam on sekiz aylıkken tuvalete alıştıran anne olmalı en mükemmeli! 
Belki de hiç TV izlettirmeyendir en iyisi. 
Sence kim bu en iyi anne? Kim biliyor musun? Okuyup görelim bakalım kimmiş…
Diyerek başlıyor kitabına Doç. Dr. Saniye Bencik Kangal… Hepimizin Akademisyen Anne diye tanıdığı bir anne o. Çocuk sahibi olmak isteyenlere, annelere, anne olacaklara, aslında çocuk ve sevgiyle işi olan herkese sesleniyor kitabında.
Korkma! İyi Bir Annesin sizin de tüm endişelerinizi alıp götürecek… Anne olmakla ilgili her şey bu kitapta…
Elma Yayınevi bu ay sizlere yeni bir kitapla daha “merhaba” diyor.
Keyifli okumalar…

Sevgili anne! Sırtına elimi koyup eğilip gözlerinin içine bakmak istiyorum. Gözlerinin içine baka baka “yalnız değilsin, bak hepimiz aynı yollardan geçiyoruz, hepimiz benzer şeyleri hissediyoruz” demek istiyorum.
İşte bu kitap sırtındaki elim, gözlerinin içine bakan gözlerim.
Ve elim elinde, gözlerim gözlerinde, yürekten ta derinlerden bir yerden diyorum ki;


Anne Olmak Mutlu Kuşaklar Yetiştirmek İçin – Haluk Yavuzer

Anneler Günü için uygun bir armağan…
Prof. Dr. Haluk Yavuzer, bu kez anne-babaların mutlu ve doyumlu çocuklar yetiştirmelerine yardımcı olmak amacıyla, özgün vaka örneklerini temel alarak, anneliğin önemini ele alıyor.
Çocuğumuzda “mutlak itaat” yerine “olumlu insan ilişkileri”nin, “bağımsızlığın” kazanılması gereken özellik olduğunu düşünen, okuyan bilinçli anne modeli günümüzde artık giderek yaygınlaşıyor. Buna bağlı olarak, geleneksel çocuk yetiştirme yöntemi yerine, “çağdaş pedagojik yöntem” araştıran aydın anne sayısının her geçen gün arttığını da gözlemliyoruz.
Prof. Yavuzer bu kitapta, “anne”deki bu gelişim ve değişimin, gelecek kuşaklarımızın sorgulayan ve araştıran bireyler olarak yetişmesinde önemli bir rolü olacağını belirtiyor.

Bunları da beğenebilirsin Yazarın diğer kitapları

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.